EMİNE BOSTANCI: “KORONA BİZİM MAHALLEYE HİÇ UĞRAMADI”

Emine Bostancı: “Korona bizim mahalleye hiç uğramadı ama sevdiklerime ve anneme doyasıya sarılamadım”

Hüseyin İşlek / Berlin

Korona günlerine hazırlıklı mıydınız? Maskeleriniz yeterli miydi?

Emine Bostancı: Biz “Net Pflegeteam” olarak gerçekten hazırlıklıydık. İşin ilginç tarafı o kadar da çok dezenfeksiyon malzememiz, maskemiz, eldivenimiz, hasta bakımında kullandığımız önlüğümüz ve özel giysimiz vardı. İnsanlar önceden buna önem vermiyor ve kullanmıyorlardı. Koronadan sonra bizim bütün depomuz boşaldı diyebilirim. Her hastaya ve her eve ikişer, üçer dağıttık. Önceden bu malzemeyi depolamamız bizim ve hastalarımızın büyük işine yaradı ve bizi o kurtardı diyebilirim. Tabii hastalarımız da buna çok sevindi.

Görevli arkadaşlarımız bazen günde 3-5 sefer maske değiştirmek zorunda olduğu için, maskelerimiz bir yerden sonra yeterli gelmedi, yetişmedi. Ama ben özel olarak yıkanabilir maskeler diktirdim. Devlete maske ve dezenfektan konusunda başvurdum, ama malesef yardım gelmedi. Cevap bile alamadım. Para ile satın almak için bile başvurdum, ama salgın başladığı günlerde maske bulmak adeta mucize idi. Korona günlerinde benim tek sorunum maske oldu. Güvenilir yerlerde yoktu, ama ben en sonunda kendim 60 derecede yıkanabilir maske diktirdim.

Korunma konusunda ne gibi önlemler aldınız?

Emine Bostancı: Biz aslında 15 personelimizle sağlıkçı olarak devamlı korunmak zorundayız zaten. Hastalarımızın evlerine giderek bakımlarını yapıyoruz. Evlerine her gün devamlı gittiğimiz 45 hastamız var, ama bunların dışında ayda bir kez gittiğimiz olanlar da var. Korona günlerinde herkes gibi onlar da biraz panik oldular ve bazıları; “Nasıl olsa hakkımız kaybolmuyor, bir süre durduralım” diyerek evlerine bakımlarını yapacak personel almadılar. Ama günlük 4-5 sefer gittiğimiz hastaların bakımlarına devam ettik. Günde 45 hastaya 4-5 kez git, 4-5 kez maske değiştir, el yıka, dezenfektan kullan, dolayısıyla biz zaten devamlı korunmak ve korumak zorundayız.

Koruma ve korunma demişken, personel ve hastalarınızdan Koronaya yakalanan, hasta olan oldu mu?

Emine Bostancı: Olmadı. Bir personelimiz ateşlendi, endişelendi ve hastaneye giderek test yaptırdı, ama sadece üşütmekten kaynaklanan gripal bir enfeksiyonmuş, yani hiç sorun olmadı. Hastalarımızdan da hiç Koronaya yakalanan, hatta şüphelenilen bile olmadı. Yani rahatlıkla söyleyebilirim, Korona bizim mahalleye hiç uğramadı.

Maske konusunda ne düşünüyorsun?

Emine Bostancı: Ben maske kullanımının pek sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Tabii ki çok kalabalık yerlerde, AVM’ler, yani alışveriş merkezlerinde takılsın, ama maskeyi bir saat taktığımızı düşünelim. Ağzımız, burnumuz kapalı ne yapıyoruz? Biz kendi karbondioksitimizi dışarı veriyoruz ve aynı pis havayı bir saat boyunca tekrar soluyoruz. Bu süreklilik devam ederse, sağlıklı ve genç bir insanı bile etkiler. Astımı olan insanları çok etkiler. Benim annem 80 yaşında, astım hastası ve maskeyi takmaya başladıktan sonra daha kötü olmaya başladı. Ben de anneme evde maske takmamasını söyledim. Zaten evlerde bile birbirimizden uzak durmaya özen gösteriyoruz. Ancak insanlarımız çok kalabalık çevreye girdiklerinde maskelerini mutlaka kullansınlar. Maskenin devamlı kullanımının sağlıklı olmadığını, aksine daha çok hasta edici olduğunu düşünüyorum.

Korona günlerinde aile ilişkileriniz nasıl oldu?

Emine Bostancı: Çocuklarımla hep aynı evde olduk ama onlarla bile sosyal mesafeyi korumaya özen gösterdik. Telefonlarla görüştük, genellikle bir araya gelmeden, yüzyüze görüşmeden sorunları çözdük. Başlangıçta biz de fiziki mesafeye, devletin ve eyalet hükümeti sağlık bakanlığının koyduğu kurallara uyduk. Örneğin annemle aynı evde değiliz, onun ayrı evi var. Gerçi çok yakınımda oturuyordu ama onunla da balkondan konuştuk. Birinci katta oturuyor, bir süre alışverişlerini yaptığımızda, aşağıya uzattığı sepetle verdik kendisine. Sevdiklerime ve anneme doyasıya sarılamamak beni oldukça üzdü. Ama Koronanın doğaya şöyle bir iyiliği oldu. Bence doğa biraz dinlendi, temizlendi, yollara daha az araba çıktı. Kuşlar daha çok ötmeye başladı. Benim evimin balkonundan kuşlar resitali dinliyorum her sabah uyandığımda. Kuş sesleri o kadar çok çoğaldı ki. Eskiden de ötüyordu ama şimdi daha bir cıvıl cıvıl öter oldular.

Devlet yardımı aldınız mı?

Emine Bostancı: Benim iş yönünden büyük bir kaybım olmadı ama Korona ekonomik yönden birçok insanı ve işyerini çok sarstı bunu biliyorum. Devletin verdiği para da çok yaraları kapatamadı. Bizim bir kafeteryamız var. Korona günlerinde kafe devamlı kapalı kaldı. Biz sadece evlerde bakıma gittik. Kafeteryamız için 9 bin Avro aldım. Ama bu ara Finanzamt bayağı iyi ve faal çalıştı. İstediklerini aldılar. Devlet çok faaldi, hiç ara vermediler o yönden. Mektuplar, ihtarlar açısından olsun, hiç eksik olmadılar. Benim hastalık açısından da, maddi açıdan da, personel açısından da hiç sorunum olmadı. Personel maaşlarını aldı. Ben para kazandım. Onlar da para kazandılar. Hiç kısa çalışma yapmadım. Hiç işçi çıkarmadım. Aksine yetişemediğimiz için yeni işçi aldım. Benim aslında 270 hastam var. Ama bunlardan sadece 45’i sürekli bakımını yaptığımız hastalar.

Son sorum bir sağlıkçı olarak Berlinlilere tavsiyelerin olacak. Ne yapsınlar? Nasıl davransınlar?

Emine Bostancı: Çok korkmasınlar, hijyene dikkat etsinler. Sık sık ellerini yıkasınlar. Bu zaten önceden de olmalıydı. Temizlik her zaman evde olması gereken şeylerin başında geliyor. Dışarıdan eve geliyorsun, araba kullanıyorsun. Günde kaç kez tokalaştın? Bizde adettir kaç kez yanaktan öpüştün. Mikrop taşıma riski var. Yani normalde ben de eve gelince ilk işim elimi yıkamak ve elbiselerimi değiştirmek olur. Ama herkese hem kendilerini, hem de çocuklarını çok zorlamasınlar diyorum. Ben ilerdeki günlerde psikolojik hastalıkların artmasından korkuyorum. Biz bu tür hastalarla da karşılaştık. Özellikle çocuklar için o korkuyla büyümek, büyük bir sorun olacak gelecekte. Fazla abartılı korunmak da pek sağlıklı değil. Her şey ölçüsünde olmalı. Herkese Koronasız ve sağlıklı günler diliyorum.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*