Dr. ALİ NADİR SAVAŞER: MASKE TAKMAYI AYIP SAYANLARLA TANIŞTIM

Berlinli Nükleer Tıp ve Radyoloji Uzmanı, Türk-Alman Derneği Başkanı Dr. Ali Nadir Savaşer ile Koronavirüs (Covid-19) üzerine farklı bakış açısıyla bir söyleşi gerçekleştirdik.

Hüseyin İşlek / Berlin

Koronavirüs (Covid-19) tehlikesi geçti mi? Şimdiye kadar yeterince sağlık tedbiri alındı mı?

Dr. Ali Nadir Savaşer: 2002 yılından beri geleceği beklenen, gerekli önlemler alınmadığı için sanki bize insanlığın yaşantısına birdenbire kabus gibi çöktüğü düşünülen “Covid-19” salgınından sonra yeryüzündeki insanların yaşantısı artık hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak. Salgının artçı dalgaları yıllar boyu sürebilecek. Politikacılar, bilim insanlarının önderliğinde belki de yeni önlemler getirerek, sosyal yaşantımızın sınırlarını belirleyecekler. Bireyler hem kendi, hem de toplum sağlığını korumak için bunlara isteyerek uymak durumunda olacaklar.

Berlinlilerin Koronavirüs konudaki davranışları nasıldı? 

Dr. Ali Nadir Savaşer: İnsanlarımız bundan sonra artık kendi kendine “ne oldum” değil, “ne olacağım” sorusunu sorarak, sosyal yaşam içindeki yerini bilinçli olarak belirlemek zorunda kalacak. Sağlıklı bir çevre yaratması gereken insanların “hep bana, hep bana” demeyip, azla yetinen, bölüşümcü, doğayı koruyan ve paylaşımcı bir karaktere dönüşmesi bireyin ve doğanın kurtuluşu olabilir. İnsanların bilimsel veriler doğrultusunda uyguladıkları yaşantı önlemleri, inançlarının değerleri ile daha da pekiştirilerek hayata geçirilecek. Şimdi sözün özü şu: Değişen yaşam koşulları insanın yaşantısını etkileyip ortamla daha uyumlu  bir insan tipi oluşturabilecek gibi görünüyor.

Koronavirüs (Covid-19) salgını sırasında Berlin’de yaşayan Türk toplumu alınan önlemlere uyum sağladı mı?

Dr. Ali Nadir Savaşer: İzleyebildiğim kadarıyla uyum sağlamaya çalıştı. “Çalıştı” diyorum, çünkü: “Ben inançlıyım, bana birşey olmaz” diyeni de! Allah, “atını sağlam kazığa bağla, sonra bana emanet et” buyuruyor. Buradaki sağlam kazık, bilim ve bilim insanlarıdır. “Ben gencim, bana birşey olmaz” ya da “Ben sapasağlamım, bana birşey olmaz” diye mesafe kuralına uymayanı da, maske takmayı ayıp sayanını da, sonradan hastalananları da gördük, duyduk. Gençlerin virüs taşıyıcısı olduğu ve bu virüsün gençlerde de hastalık yapabildiği araştırmalar sonucunda ortaya çıktı.

Bizim bazı alışkanlıklarımızın faydası oldu mu?

Dr. Ali Nadir Savaşer: Bazı insanlarımız fiziki 1,5 metre mesafenin faydasını bilip ona göre davranmadılar. Maske takmayı ayıp sayanlarla tanıştım. Yine de, daha önce söylediğim gibi Berlinli Türkler uyum kurallarına uyum sağlamaya çalıştılar. Şimdi burada temizlik durumu var. Bizim en iyi yapabildiğimiz şey bu oldu. Ellerimizi yemek öncesi ve sonrası yıkamamız, suyla olan temasımız veya bizim her zaman abdest  alma gibi geleneklerimizde var olan adetlerimiz, dışarıdan geldiğimizde ellerimize kolonya dökmemiz, ellerimizi yıkamamız ve pabuçlarımızı kapı önünde çıkarmamız gibi alışkanlıkların Koronavirüs önlemlerine büyük bir katkı sağladına inanıyorum.

Sivil Toplum kuruluşları insanlarımıza yardımcı olabildiler mi?

Dr. Ali Nadir Savaşer: Toplum içindeki aydınlatıcı rolleri tartışmasız çok önemli olabilecek derneklerimizin bu görevi tam anlamıyla yerine getiremediklerini düşünüyorum. İnsanlarımıza sosyal kurallara uyması gerektiğini yeterince anlatamadılar. Eve hapsolmuş veya evine kapanan birinci ve ikinci kuşağa, hiç olmazsa psikolojik ve ruh durumlarını düzeltici çalışmalar yapılabilirdi. Telefon zinciri veya bir Youtube kanalı kurulabilirdi. Maalesef bunlar yapılamadı.

Son olarak, dilek ve tavsiyeleriniz nelerdir?

Dr. Ali Nadir Savaşer: Burada yaşayan insanlarımız ile önerilen ve alınan kurallar arasında köprü görevi görecek olan sivil toplum kuruluşlarımız ve derneklerimizdir. Tüm gecikmelere rağmen bu derneklerimizin bir an önce bir araya gelip bir strateji belirleyerek, bizim buradaki insanımıza, özellikle birinci ve ikinci kuşak için neler yapabiliriz diye düşünmesi ve bunu da planlaması  gerekiyor. Eğer bu derneklerimiz “buradaki insanlarımız için varız” diyorlarsa, bu vazgeçilmez bir kuraldır. Bizi gelecekte daha zor günler bekliyor olabilir. Tüm insanlığa ve Berlinli Türklere sağlıklı günler diliyorum.

Dr. Ali Nadir Savaşer kimdir?

1973 yılında Almanya’ya geldi. 1977 yılında Hannover Yüksek Tıp Okulu’nda Nükleer Tıp ihtisasını yaparak aynı yıl Berlin Hür Üniversitesi FU’nun davetiyle Berlin’e geldi. 1977-1980 yılları arasında Charlottenburg Üniversite Hastanesi’nde Radyoloji ihtisasını gerçekletirerek 1980’den 1985 senesine kadar buradaki Nükleer Tıp Bölümü’nü yönetici başhekim olarak yapılandırdı.

1983 yılında kurucularından biri olduğu Berlin Türk Sağlık Elemanları Derneği’nin 1989-2000 yılları arasında başkanlığını da yapan Dr. Ali Nadir Savaşer, 1985-1994 seneleri arasında Heckeshorn Hastahanesi’nin Akciğer Kliniği Nükleer Tıp Bölümü’nü kurdu ve yönetti. 1994’te Behring Hastanesi Nükleer Tıp Bölümü’nü de kuran ve bölüm başkanlığı yapan Dr. Savaşer 2004 yılında Behring Hastahanesi’nde şef doktor olarak görev yaparken her iki bölümü birleştirdi ve başkent Berlin’in 3. büyük tıp merkezi haline getirdi.

Meslek hayatı boyunca 34 yıl Berlin Doktorlar Odası’nda Nükleer Tıp Mütehassısı olmak isteyenleri imtihan etti. 2008 yılında 65 yaşında emekli oldu. Dr. Ali Nadir Savaşer Henri Becquerel Nükleer Tıp Ödülü sahibidir.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*